19 Ekim 2010 Salı

Günün Düşündürdükleri 11.10.2010

Dolu dolu geçen bir gün. Dostlar ile dolu bir gün. Planlanmış, planlanmamış karşılaşmalar.  Beni çok besleyen, paylaşım dolu bir gün.
Çok tempolu başladı. Müşterisini azarlayarak konuşan, iletişim becerisi yoksunu, mutsuz bakışlı bir güzellik uzmanı ile başladı aslında. Eskiden sinirlenirdim. Bugün onun için üzüldüm, çünkü neler yansıttığının farkında bile değildi.
Sonra keyifli bir Kanyon öğleden sonrası. Önce Remzi Kitapevi geleneksel ziyareti. Meral Tamer’in kitabını aldım. Ve 2 tane Louise Hay. Bu ara yine okuyabileceğimden fazla kitap alıyorum. O kadar çok bana hitap eden kitap var ki. Aldıklarımı hiç bitirebilecek miyim bilemiyorum.Ardından bir can dostu ile yenen güzel bir öğle yemeği. Bakışlarımı çözebilen insanlarla konuşabilmek, duygularımı onlara aktarabilmek, üstelikte bunu sonsuz bir güven duygusu ile yapabilmek büyük bir lütuf.
Sonra Semih Bey ile yıllar sonra karşılaşma. Ne hatıralar geri geldi. Bütün JTI yılları. İlk yıllarda satış ekibi ondan ne çok çekinirdi. Çok keyifle içilen çaylar. 5 yılın hızlı bir özeti. Yetmedi. Birdaha yapmak gerekli. Çok güzel yıllardı. Çok şey kattı bana. Ah JTI. Müthiş bir okuldu. Orada geçen 14 yıla ne çok şey sığdı. Ne çok şey öğrendim. Ne kadar büyüdüm orada. Dostluklar, arkadaşlar, mücadele ve saymakla bitmeyen hayat dersleri.
Bu tempoda yoğun bir final. İstanbul trafiğinde Anadolu yakasına geçmek ve Şiddetsiz İletişim Grubu ile aylar sonra yine müthiş bir zaman geçirmek. Ne ekipmiş. Aramızda olsaydınız eğitimimiz niçin 2 yerine 3 gün sürdü, niçin o kadar yoğundu anlardınız. Müthiş kadınlar grubu. Eğitimden sonra neler yaptığımızı anlatmak 6 kişi için 3 saat sürdü. Herkesin son 5 ayı yoğun, dolu ve müthiş geçmiş. Enerji inanılmazdı.
Dolu dolu geçen bir günün sonuna geldim. Her yeni gün yeni duygular yaşatıyor, yeni düşünceler doğuruyor. Ne güzel. Bakalım yarın neler getirecek?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder